• Telefon : 0216 652 27 17
  • Açılış Saati :
  • Adres : Barbaros Mh. Çiçekçi Bostan Sok. No:35 Altunizade / Üsküdar / İstanbul
Çocuklarda Özgüven

ÖZGÜVEN GELİŞİMİNDE ANNE BABANIN ROLÜ

Özgüven kelimesi genellikle “kişinin kendine güvenmesi, bir işi başlatma, sürdürme ve bitirme aşamalarında ortaya çıkan sorunlarla baş edebilmesi ve başkalarına bağımlı olmaması” şeklinde algılanır ve genel hatlarıyla da bu tanım doğrudur. Ama kişinin özgüveni aslında “birey” olmanın olmazsa olmaz şartıdır.

Anne babalar çocuklarının eğitiminde önceliği çocuğunun özgüvenine verir. Önemli olan istediği ve istemediği şeyleri rahatça belirtmesi, karar vermesi, kendi haklarını savunmasıdır. Buradaki en kritik nokta çocuğun “özgüvenini”, her istediğini yapma eğilimiyle karıştırmamaktır. Çocuklarımıza bu beceriyi kazandırırken sorumlulukla yetkinin birlikte gelişmesini sağlamak gerekir. Yani özgüven sadece istediği ve istemediği şeyleri seçmek değil, aynı zamanda yerine getirmediği bir sorumluluğun sonucunu olumsuz da olsa yaşamaktır. Bu deneyim çocuğun olumsuzluklar karşısında pes etmemesini, yeniden denemesini sağlar. Sürekli olumlu geribildirim ve onay çocuğun mücadele becerisini zayıflatır. Dış dünyada olumsuz tepkilerle karşılaşmak, çocuk için ev ve anne baba dışındaki tüm ortamların tehlikeli ve güvensiz olduğu izlenimini pekiştirir. Bu da özgüven duygusunu zayıflatır.

Bu hassas noktada anne babalara düşen en önemli görev, çocukları için sürekli bir güvenlik duvarı örmek değil, karşılaşacakları zorluklara hazır olmaları için gerektiğinde ilk engelleri koyabilecek bilinçte olmaktır. Bu engelleri aşmaya uğraşırken çocuk muhakeme etme, sorun çözme, tekrar deneme gibi konularda beceri kazanacak ve bu noktada bir eylemi gerçekleştirirken başkalarına değil, kendine güvenecektir. Özgüven gelişiminden anladığımız tam da budur.

Günümüzde çocuk merkezli yaklaşımlar ve “helikopter ebeveynlik” kavramları sıkça kullanılmaktadır. Genellikle çocuğun okula başladığı ilk dönemlerden itibaren bu yaklaşımların hangilerinin etkili olduğu, çocuğun davranışlarından anlaşılabilir. Sorun çözme gücünü dışarıda arayan çocuklar için sosyalleşmek, sancılı bir süreç haline gelir. Çünkü okul ortamındaki bireyler onun sorunlarını çözmemekte ve kendisinden beklemektedirler. Bu durum ilk etapta çocuk için okulda yeterince sevilmediği, anlaşılmadığına dair bir izlenim oluşturur. Ancak zaman içinde kendi işini kendi başına halletmek, iletişim kurmak keyif verici olur ve “alışma” gerçekleşir. Bu nedenle çocuklarımız gözümüzde hiçbir zaman büyümese de bu duygumuzu göz ardı ederek, kendi deneyimlerini yaşamalarına izin vermek, üzüldüklerinde yanlarında olduğumuzu hissettirmek ama onlara ait sorumlulukları üstlenmemek, zor da olsa kendi başlarına mücadele etmelerini sağlamak onların özgüveni için en temel yaklaşım biçimi olacaktır.

Esenlik dileklerimle.

Atlıkarınca Çocuk Evi

Psikolog Nilay Torbalı ÖZTÜRK